Zordur insanın kendini anlatması. Her insandaki yansımamız farklıdır çünkü. Nasıl ve ne şekilde yansıyacağımız, biraz da koşullara ve aynanın kim olduğuna bağlıdır. Yine de hakkımdaki bazı bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

1973'te Ankara'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden 2000 yılında mezun oldum. Aynı üniversitede Danışmanlık Psikolojisi (Counseling Psychology) alanında yüksek lisansımı tamamladım.

  • Lisans: Psikolojik Danışmanlık (DEÜ, 2000) Diploma No: 14293
  • Yüksek Lisans: Counseling Psychology (DEÜ, 2003) Diploma No: 364

Bir süre özel kurumlarda ve Milli Eğitim Bakanlığı'nda çalıştıktan sonra, 2006 yılında danışmanlık ofisimi açtım. Bireysel psikolojik danışmanlığın yanı sıra aile terapisi, ilişki terapisi ve yaşamsal krizler üzerine çalıştım. 2017 yılında İstanbul'daki ofisimi kapatıp Amerika Birleşik Devletleri'ne yerleştim. Çalışmalarımı halen Amerika'dan, online olarak sürdürüyorum.

Tunc Tataker

Danışmanlık Yaklaşımım

Yaklaşımım yıllar içinde kendine özgü bir tarza evrildi. Temelde gerçeklik terapisine dayanan, varoluşsal bir çizgi. Süreci asıl belirleyen iki şey var: danışan ile danışman arasında kurulan güvenli bağ ve ikisi arasındaki doku uyuşması.

Her insanın hikâyesi özeldir. Bu yüzden yolculuk da iyileşme de hikâyeye özgüdür. Bir insanın yaşadıkları, hissettikleri yalnızca semptom olarak değil; kendi varoluşu, kültürü, sosyo ekonomik durumu ve çevresel koşullarıyla birlikte ele alınmalıdır. Her insanda kendi sorunlarını anlama ve çözme potansiyeli vardır. Kişi bazen bu gücü göremez ya da kullanamaz. Suyun önünü tıkayan ağır taşlar vardır. Danışmanlık sürecinde o taşları birlikte kaldırmaya başladığımızda, yaşama sevinci de yeniden akmaya başlar.

Seanslarım pasif bir dinleme sürecinin çok ötesindedir. Güvenli bir bağda, dürüst ve gerçek bir iletişim zemininde analiz, yorum ve çözüm önerileri içerir. Danışanlarımın yorumları, kişiliğim ve çalışma tarzım hakkında size çok daha fazlasını anlatacaktır.

TAVSİYEEDİYORUM.COM

Danışan yorumlarını okumak için siteye gidin.

tavsiyeediyorum.com

Yazma Yolculuğum

Uzun zamandır yazıyorum ancak gerçek anlamda yazmaya başlamam 2017'de, Amerika'ya yerleştikten sonra oldu. O zamana kadar yazdıklarım mesleğimin bir parçasıydı. Hazırlıklar, notlar, anlatacaklarım. 2017'den sonra başka bir şey oldu. Kimsenin beni tanımadığı ve kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmadığım bir yerde benliğim dönüştü ve yazmaya başladım.

Bir ünvan beklemedim. Saygınlık beklemedim. Yazdıklarımın bir yere varacağını da düşünmedim. Sadece içimden geldiği gibi korkmadan yazdım. Kimse okumayacakmış gibi. Bugün geriye dönüp baktığımda, yazdıklarımın bir değeri varsa, gerçek sebebi budur. Önce binler, sonra yüzbinler takip etmeye başladı. Yazılarım whatsapp gruplarında, arkadaş sohbetlerinde binlerce insan tarafından paylaşılır oldu. Elbette bu denli çıplak ve gerçekçi yazmam bazılarının hoşuna gitmedi. Övgüyle de yergiyle de ilgilenmedim ve kendi yolumda yürümeye devam ettim.

Yıllar içinde binlerce sayfa birikti. Kategoriler oluştu, konular kendiliğinden ayrıldı. Ve bir gün fark ettim ki hepsi özünde aynı meselenin etrafında dönüyor: insanın kendini tanıma ve hayatı anlamlandırma yolculuğu. Yazılarımı topladım. Konuları birbirine bağladım, açtım, anlaşılır hale getirdim. Yazarlık yolculuğumdaki ilk göz ağrım "Farkındalık Cehennemdir" böyle oluştu. Bu, masa başında kurgulanmış bir proje değil, yıllarca biriken düşüncelerimin vücut bulmuş hali. Kitabım çıktıktan sonra beklemediğim bir şey oldu. Binlerce okurdan mesajlar gelmeye başladı. Çoğu aynı üç şeyi söylüyordu:

"Anlaşıldığımı hissettim. Normal olduğumu anladım. Yalnız değilmişim."

Okurlarımın içten ve gerçek yorumları yazmaya devam etmem konusunda bana cesaret verdi. Bazen tükendiğimi hissettiğimde küçük bir dokunuş beni yeniden harekete geçirdi. Yazmak mesleki deneyimlerimden fazlasıyla besleniyor ancak benim için mesleğimin bir uzantısı değil. Daha çok bir varoluş biçimi. Yazarken kendimi topluyorum, daha bütün bir ben oluyorum. Dağınık duran şeyler bir araya geliyor, adı olmayan şeylerin adı konuyor. Bir bütünleşme yolculuğu bu ve hâlâ sürüyor.