«

»

May 10

Evlilik Sorunları

Uzun zamandır sürdürdüğüm evlilik ve ilişki danışmanlığı sürecinde danışanlarımın şu sözleriyle çok fazla karşılaşmışımdır: “Tunç Bey, acaba bizimkisi gibi bir evlilik, ilişki yaşayan var mı?” ya da “Tunç Bey, neden evliliğim bu kadar acı veren bir şeye dönüştü? Neden BEN?” 

Bütün bu insanlar, evliliklerinde ya da ilişkilerinde acı çekmekte olan, ilişkilerini içinden çıkılmaz bir sorunlar yumağı olarak gören, artık bir şeylerin düzelmesi için çok geç olduğunu düşünen ve her şeyden önemlisi bütün yaşadıklarının sadece kendi başlarına gelen bir durum olduğuna güçlü bir şekilde inanan insanlardı. Onlara söylediğim temel yanıt şudur: “Merak etmeyin bunları yaşayan ilk ve son insan siz değilsiniz.” Ancak ruhsal ve duygusal anlamda acı çektikleri için ilk aşamada bu sözlerimin inandırıcılıktan uzak olduğunun da her zaman farkındaydım.

Yaşamsal bir sorun yaşadığımızda benzer sorunları yaşayan insanların neler düşündüğünü ve neler hissettiğini ve sorunlarına nasıl yaklaştıklarını merak ederiz. Aslında bir anlamda bizimle benzer bir sorunu yaşayan bir insanın var olduğunu bilmek bile bize iyi hissettirir. Tek başımıza olmadığımız duygusu yaşatır. Bazen daha ağır sorunlar yaşayan insanlar olduğunu görür ve kendimize acımaktan vazgeçeriz. Bazen de başka insanların anlattıkları kendi yaşadıklarımızla ilgili iç görümüzü etkiler. Farkındalığımız gelişir ve sorunlarımıza farklı bir pencereden bakmaya başlayabiliriz.

Tüm bu düşüncelerim doğrultusunda evliliğinde ya da ilişkisinde sorun yaşayanlara faydalı olacağına inandığım, yıllar içinde gerek internet üzerinden gerekse birebir terapi süreçlerimizde benimle yaşadıklarını paylaşan insanların duygu ve düşüncelerini sizlerle paylaşmak istedim. Bu paylaşımda GİZLİLİK İLKESİ gereği kişilerin özel bilgileri saklı tutulmuş, kişilerden izin alınmış ve kimliklerini açığa çıkartacak herhangi bir ifadeden özellikle kaçınılmıştır. Sizler için faydalı olacağına inanıyorum…

Bayan / 29 : Eşimle çok severek evlendik. 2 küçük çocuğumuz var. İlişkimiz boyunca hep idareci taraf ben oldum. Eşim bencil, her konuda haklı olduğunu düşünen, tersi konuda sizi konuşturmayan, konuşursanız döven bir insan. Bunları şu anda tam olarak görüyorum ama iş işten geçti. Ben huzursuzluk sevmeyen bir insanım ve eşimi de çok seviyorum. Bundan dolayı beni ezdiğini düşünüyorum. Zannediyorum rahatsız da ama bunun farkında değil ve doktora kesinlikle gitmez. Çıkış noktası bulamıyorum. Düzelsin diye tepki verdim daha büyüdü ve haklıyken beni haksız duruma düşürüyor. Susuyorum daha nereye kadar? İlk kez boşanmayı düşünüyorum ama çocuklarım 3 ve 5 yaşında. Susmaktan nefes darlığı başladı. Lütfen bir yol gösterir misiniz?

Bayan / 34 : 10 yıllık evliyim. 1,5 yıl önce eşim başka birine tutuldu ve doludizgin bir aşk yaşadılar. 2çocuğumuz var ve sabrettim. 2ay önce bana geri döndü ve yeni bir sayfa açalım dedi. Tabi geçen zamanda çok fazla acılar yaşadım. Neyse 2aydır her şey çok yolundaydı ta ki 3 gün önceye kadar… Yine akşamları mazeretler bulup geç gelmeye başladı. Bana karşı çok iyi ama ben bir türlü söylediklerine inanamıyorum ve bunalımın eşiğindeyim. Konuşmayı deniyorum ama eski defterleri açmayalım artık her şey geçti diyor. Ona inanmayı çok istiyorum ama başaramıyorum. Nasıl davranmalıyım?

Bayan / 32 Eşimle aramda iletişim bozukluğu var. Eşim en ufak şeyleri büyütüyor ve şiddete baş vuruyor. 6 yıllık evliyim 3 yaşında bir kızım var. Bu sorun evliliğimizin ilk yılından beri var. Aileme ya da çevremdeki kimseye hiç açılamadım. Ama artık patlama noktasındayım. Eşim sürekli sorun yaşamış olan bir ailenin oğlu. Anne babası sürekli küsmüş ve yataklarını ayırmışlar. Şimdi aynı şeyler bizim evliliğimizde de söz konusu. Bir tatlı bakışı, konuşması, hiçbir şeyi yok. İşim gereği gece vardiyasında çalışıyorum ama beni merak edip bir kere bile aramaz. Ben mesaj çekip güzel şeyler yazdığımda da cevap yazmaz. İletişim kurup konuştuğumda birlikte bazı şeyleri düzeltelim dediğimde sen kendini düzelt diyor ya da şiddet uyguluyor. Ailemi de üzmek istemesem de artık dayanamıyorum. “Şu kaşık niye burada” deyip sorun çıkaran biri ile ne yapacağım bilmiyorum. Ailenin yanına gittiğin anda seni almaya gelmem gidersen git diyor. Ya da sen hep söylenir bir şey yapamaz gidemezsin diyor. Daha önceleri böyle olduğunda “canım” der, sarılıp konuşurdum ama artık onun haksız olduğunu bile bile gitmeye niyetim yok. Evdeki paspas bile benden kıymetli. Evimde temiz, işimde ise başarılı bayanım ve çevremdeki insanlardan bekar zannedilip evlenme teklifi alıyorum. Ama maalesef böyle bir sorun içindeyim. Bir uzman yardımı almayı reddediyor. Yataklarımız ve oturduğumuz odalar ayrı. Çocuğuna karşı da ilgisiz ve baskıcı. Ona da en ufak bir şeyde bağırıyor. Ne yapmalıyım? Tehditlerine aldırmayıp aileme nasıl açılmalıyım? Yuvamın da bozulmasını istemiyorum. Evliliğimi bu durumdayken nasıl kurtarmalıyım? Yardımınıza çok ihtiyacım var. Şimdiden çok teşekkürler.

Bay / 32 : Eşimle ailesinin baskılarından dolayı şu an boşanma eşiğindeyim. Ben eşimin ailesini öteki kardeşleri bakmadığından benim de 5 yaşında kızım bulunduğundan, sen bizim kızımıza bak ben de sizlere bakarım diyerek onları yanıma aldım. Ama yanılmışım. Eşimin ailesini yanıma aldıktan sonra eşimin bana karşı tavırlar değişti. Bu yüzden birbirimizle tartışmaya başladık ve eşime baskı yaparak boşanmaya sürüklediler. İlk mahkemeye iki ay önce çıktım. Bu zaman içinde benim eşime karşı hiçbir şiddetim olmadığı halde bana 6 ay evden uzaklaştırma cezası verdirdiler. Ben uzaklaştırmayı almadan önce zaten bir gün işe diyerek evden çıktım. Akşam eve geldiğimde bana evin kapısını açmadılar. Ben kendi evimde dışarıda kalmış bulunuyorum. Ondan sonra aradan 2-3 ay bir zaman geçtikten sonra eşim beni aradı ve evlilik yıl dönümümüzü kutlamaya çıktık. Ama bundan ailesi haberdar değildi. Ondan önce de eşim benim ikinci çocuğuma hamileydi. Benim rızam olmadan eşime kürtaj yaptırdılar. Bana bu konuda yardımcı olur musunuz? Bir de bu saatten sonra benim neler yapmam gerekiyor? Zaten mahkeme bizi psikologa sevk etmişti. Psikoloğun raporunda da eşimin, ailesinin baskısıyla boşanma davası açtığı yazıyor. Beni bu konuda bilgilendirirseniz memnun olurum.

Bayan / 33 : Merhaba, öncelikle bu danışma hattından dolayı teşekkür ederim. Benim sorum şöyle; 2000 yılında bir evlilik yaptım ve eşimin uzun süre peşimden koşarak başardığı bir mücadele sonucu 2002 yılında oğlum doğdu ve bizim sorunlarımız hamilelik sırasında başladı. Oğlum 30 günlükken eşim evi terk etti ve 4 aylıkken boşandık. Daha sonra tekrar evlenmek istemiş olsa da bizi başka bir kadına hem de tanıdığım birine tercih etti. Neyse şimdi 4-5 aylık bir ilişkim var ve gerçekten sanki ilk kez yaşıyormuşçasına mutluyum, ümitliyim ve çok huzurluyum. Bu güzel düşüncelerin sonucu evlenmeyi planlıyoruz . Onun ilk evliliği olmasına rağmen sanırım bu kadar dürüst ve düzgün bir insan için böyle güzel duygular besliyor olmak benim için mucize gibi… Ama aramızda bazen benim yarattığım sorunlardan dolayı problemler çıkıyor. Biraz inatçıyım ve onu istemeden de olsa kırıyorum. Mesela; bir şeye kızıp saatlerce konuşmadan yanında oturuyorum o konuşmak isteyince tersliyorum ve sonunda yanından uzaklaşmak istiyorum ve gitmeye kalkınca da onun tepkisi ile karşılaşıyorum. O da doğal olarak benim onu hiç takmadığımı, değer vermediğimi ve eğer sevdiğimi söylüyorsam her şeyin konuşularak yapılabileceğini söylüyor. 2 – 3 kez böyle bir durum yaşandı ve gerçekten çok zor oldu tamiri. Ben bu konuda destek almak istiyorum, bu konuda bana yardımcı olabilir misiniz? Şimdiden teşekkürler.

Bayan / 25 : Merhabalar ben 5 aylık evli bir bayanım ve 5 yıl flört ettiğim biri ile evliyim. Ekonomik ve eşimin ailesi tarafından yaşanılan problemler sonucu ancak evlenebildik. Flört etmekle evli olmak arasında dağlar kadar fark varmış. Hiç bir şey eskisi gibi olmuyor. Eşimin aile tarafı hem kalabalık hem de problemli. Babaları yok sadece anneleri hayatta. Maalesef hiç bir kardeş iyi bir yuva kuramamış. Benim aile görgüm onlardan farklı. Onun ailesine karşı biraz sinirliyim. Çünkü her söyledikleri lafta bir bozukluk var. Kayınvalidemin olduğu toplulukta oturduğumda hemen başlıyor kayınvalidem. Toplu bir şekilde ev yaptırın, aynı binada oturun birbirinize yardımcı olursunuz, bakarsınız diyor. Paran olmaz birbirinizden alırsınız diyor. Ve bu kelimeleri oğulları toplu iken söylüyor. Benim yanımda eşime “bayramda beni köye götür” diyor. Eşim ile program yapamıyoruz bu sebeple. Beni görmüyor kayınvalidem. Ben bir annenin çocuğundan isteğinin olmasına normal bakıyorum. Sadece neden “bir programınız var mı müsait misiniz?” diye sorulmuyor bana ve eşime. Eşim bana bazen annemi arasana hatırını sorsana, yeğenimi arasana diyor. Ama ben bugüne kadar eşime benim ailemi ara demedim. Ailemi aradığını da hiç görmedim ama hep aileme eşimin selamını söylerim. Ama o beni kendi ailesine karşı savunamıyor. Sebepleri nedir böyle bir davranışın. Acaba psikolojik destek şart mıdır? Bende maalesef ona karşı cinsel isteksizlik oluyor. Ne yapmalıyım.

Bay / 33 : 6 yıl evlilik dışı birlikteliğimizin ardından 6 yıldır da evliliğimiz var. 4.5 yaşında bir çocuğumuz var. Cinsel anlamda eşimde devamlı olarak bir soğukluk vardı ama bir şekilde karşılıklı özverilerle bu güne kadar geldik. 8 ay önce eşim meme kanseri oldu ve tedavi edildi. Ardından 3 ay memlekette nekahet dönemi geçirdi. Bu dönemin bitmesinden sonra cinsel isteksizlik tamamen oluştu. Tartışmalar arttı. Aslında daha da detaylandırılabilir. Ama bana göre temel bu noktada yatıyor. Üst üste boşanmalardan bahsetmeye başladık. Bütün ısrarlarıma rağmen terapi almayı kabul etmedi. Ama en sonunda kabul etti. Yaşadıklarımız her ikimizin de psikolojisini fazlasıyla etkiledi diye düşünüyorum sağlıklı kararlar veremiyoruz ve birbirimizi kırıyoruz.

Bayan / 22 : Biz 4 ay önce evlendik. 22 yaşındayım eşim 24, ailem istemedi. Annesini kaybetti. Kendisi de ailesi de sorunlu. İşi yok. Sürekli iş kuracağım diyip her gün sorun çıkarıyor. Onu da beceremiyor. Çok kaba. Yanı kısaca hiç bir konuda anlaşamıyoruz. Surekli kavga ediyoruz. Ve ben çok soğudum. Boşansam dul adını taşıyamam ve peşimi gene bırakmaz. Hayatım sorun olur gene çok kararsızım ve bana güvenmiyor. Sürekli onu aldatacağımı düşünüyor. Bu da çok yoruyor beni. Hep kendi bildiğini doğru zannediyor ama yanlış yapıyor. Ve maço. Çok mutsuzum annemler destek vermese yanımda olmasa hiç gitmeyecek. Napıcam?

Bay / 30 : Selamlar! Benim sorunum daha doğrusu bizim sorunumuz eşim in evine ve yeni ortamına alışamaması. 6 aylık evliyiz ve eşim kendi ailesi ve benim aramda bocalıyor gibi bir durum var. Kendisi alışamadığını söylüyor ancak bunun sebebini de bilmiyor. Benim ailemle ve benimle hiç bir sorunu olmadığını söylüyor. Olacak bir durum da yok gibi görüyorum. Gayet mutlular beraberken ancak benim düşüncem, bilmiyorum ne derece doğru ama ailesi evlendikten sonra öncekinden daha fazla düşüyor üzerine. 4 günde bir aramalar, “Neden arayıp sormuyorsunuz öldünüz mü kaldınız mı?” gibi 24 saat cep telefonuna kardeşleri tarafından çağrılar ve bunun gibi şeyler. Ben eşimin ailesine karşı her hangi bir çıkışta bulunamıyorum “yapmayın” diye. Eşimin üzülmesinden ve daha kötü olmasından korkuyorum. Şu son zamanlarda artık sinir krizi gibi durumlar oluşmaya başladı. Sürekli ağlamaklı ve yüzü asık. Ne yapmamı tavsiye edersiniz? Artık ben de buna dayanamaz bir hale gelmeye başladım. Yardımcı olursanız sevinirim. Saygılarımla! 

Bayan / 34 : Evliliğimiz uzun süreden beri eşimin sürekli yalan söylemesi yüzünden ciddi tehlikeye girdi. En son kendisinin beni uzun süredir aldattığını da öğrendiğimden ciddi bunalımlar yaşadım. Eşim pişman olduğunu, bir daha yapmayacağını da söylese bir türlü ona inanamıyorum ve ondan ayrılmak istiyorum. Ortada dokuz yaşında bir oğlum var o bu durumdan son derece üzgün. Ben onu son kez affetmek istememe rağmen onu görünce yine fikrim değişiyor ve ondan sürekli nefret ediyorum. Bu durumda evimi terk etmeyi düşünüyorum ama çocuğun okulu olduğu için şu anda bir şey yapamıyorum. Bana yardımcı olursanız sevinirim.

Bayan / 23 : Eşimin ailesinden nefret ediyorum. Eşim de benim ailemden nefret ediyor. En son tartışmamızdan sonra eşim benim annemi tartaklayarak evden attı ve bundan sonra evliliğimizin yürümesi için ailelerle görüşmeme kararı almıştık. Ama ben ailemden kopamıyorum. Eşim ise ailemle ancak onun ailesiyle görüşmem şartıyla görüşebileceğimi söylüyor.(her ikimizde kendi ailelerimizle telefonda görüşüyoruz) 40 günlük bir bebeğimiz var ve eşim ben ve çocuk ailemle görüştüğümüzde onların mükâfatlandırılacağını, bunun için kendi ailesinin de çocuğu görme haklarının olduğunu, bu yüzden benim çocuğu göstermek için ailesinin yanına gitmem gerektiğini söylüyor. 

Bay / 58 : 35 yıllık evli bir erkeğim. Ordudan emekliyim. Emekli olduktan sonra bazı şeylerin farkına varmaya başladım. Daha doğrusu şapka düştü kel meydana çıktı misali. Karımın çocuklarına fanatik derecede düşkünlüğünü daha iyi gözlemleyerek, kendimce olayı ve nedenlerini analiz etmeye başladım. Baba evinde böyle bir ortamda büyümüş olmasına, annesinin de ayni fanatiklikte olduğuna bağladım. Bir nevi genetiklik gibi karımın karşısında kendimi çocuklarımdan sonra gelen ikinci sınıf, evin geçiminden sorumlu silik bir birey olarak görmeye başladım. Bu durumda beni çok mutsuz ediyor. Evet herkes evladını sever zaten aksi bir düşünce eşyanın tabiatına aykırı. Benim değer yargılarıma göre ailede anneye çok iş düşmekte. Annenin babayla evlatlar arasında adeta amortisör olması gerektiğini düşünmekteyim. Eşim gibi davranan anneler yüzünden babayla evlatların bir birine düşman gibi olduğunu gözlemlemekteyim. Ben böyle düşünüyorum ve bu nedenle de kendimi, amiyane tabirle süt vermekten başka bir işi olmayan inek gibi görmekteyim. Eşimle bu konuyu defalarca konuştuk. Bu hususta son derece rahatsızlık duyduğumu ifade ettim ancak değişen hiçbir şey olmadı. Gene babadan gördüğüne devam ediyor. Yuvamı da yıkmak istemiyorum. Ancak konunun bence dayanılmazlığı bana bu eylemi dahi düşündürüyor. Ne yapmam lazım ne olur beni yönlendirin. İnanın bazen intiharı dahi düşünüyorum. Adeta katıksız depresyondayım artık ikinci sınıf olmak istemiyorum. SAYGILARIMLA 

Bayan / 32 : Merhaba! Ben 32 yaşında bir bayanım. Evli 7-9 yaşlarında iki oğlum var. Halen polis memuru olarak görev yapmaktayım. 95 yılından bu yana evliyim. Eşim serbest meslekle meşgul. Eşimle iletişim kuramıyorum, beni anlayamıyor. Sorunum ortak yaşantımızda bana hiç yardımcı olmuyor. Hiç bir sorumluluk almıyor. Ev işi benim, çocuklar ile ilgilenmek bana ait, ders yaptırmak bana ait. Alışveriş bana ait. Eşim sadece kendisi için ve işi için yaşıyor. Hiç bir sorumluluk almıyor. Evde çorabını dahi banyoya götürmüyor. Bunu defalarca konuşmaya çalıştıysam da, başarılı olamadım. Benim onun işine ve ona saygı duymadığımı bahane ediyor. Artık bende beni anlamadığı için konuşmuyorum. Hep sorunları içime atıyorum. Ama artık hayattan çok sıkıldım. Ayrılmayı bile düşündüm ama o zamanda bana onu aldattığımı, hayatımda başkası olduğunu onun için ayrılmak istediğimi söyleyerek çok kavga çıkartıyor. Hem ayrılmayı çocuklar açısından bende istemiyorum. Evliliğimi bu şartlar altında devam ettirmem doğrumu bilemiyorum. Bana yardımcı olursanız sevinirim. Bu konuda ne yapabilirim? Çıkmaz içindeyim. 

Bayan / 33 : Merhaba. Benim sorunum eşimle tartışma sonrasında ortaya çıkıyor. 11 yıllık evliyiz. 7 yaşında bir oğlumuz var. Birbirimizi severek evlenmiştik aslında. Hala seviyoruz. Normalde pek sorunumuz yok ama herhangi bir tartışma sonrası çok zor günler geçiriyoruz. Tartışmalarımız pek uzun sürmez 10-15 dk. kadar. Hakaret içermez. Sonra korkunç bir sessizlik başlar. Bazen günlerce hiç konuşmayız o da ben de. Biraz inat kişiliğe sahibiz ama o çok garip davranıyor. Evle, benimle ve en kötüsü çocukla bile küsüyor. Bir yabancı oluyor, bir düşman. Bizimle ilgili her şeyi bırakıyor. Üstüne bir de benim hoşlanmayacağım ne varsa yapıyor. Günler sonra ben dayanamayıp konuşmak istediğimde de bana ters ve umursamaz cevaplar veriyor. Ben daha çok üzülüp kırılıyor bazen sinir boşalmaları yaşıyorum. Ama o hiç aldırmıyor. Bir süre sonra kendi istediğinde her şey normale dönüyor. Ben artık dayanamıyorum. Ne yapmalıyım bana lütfen yardım edin. Bayram ve yılbaşı arifesindeyiz yine aynı durumda ne yapsam olmuyor nasıl davranmalıyım bir akıl lütfen. Acil cevap verirseniz sevinirim. 

Bayan / 34 : 10 yıllık evliyim. Benim sorunum eşimle iletişim kopukluğu ve konuşamamak. Eşim biraz içine kapalı ve agresif birisi. Her şeye sinirlenir sonra da pişman olup düzeltmeye kalkar. Bir de karşısındaki kişinin onun ne düşündüğünü bilmesini ister ve bekler. Ama ben kafasından ne geçtiğini bilemem ki. O çok düşünceli, ben onun kadar hassas ve ince düşünemiyorum bu suç mu? Bir de eşim benim boşluğumdan yararlanıp msn de tanıştığı bir bayanla arkadaşlık yapmış. Akabinde boşanmaya karar vermiş çünkü ben onu mutlu edemiyormuşum, düşüncesizmişim. Bu kadın ondan küçük biri artık aralarında ne geçtiyse bilemiyorum ama bildiğim bir şey var hayatımıza o kadın girdikten sonra berbat olması. Eşimi tanıyamaz hale geldim. Aralarında bir şey yoksa ki kendisi her erkek gibi “yok” diyor. Neden hala görüşmeye devam ediyor? Bu konu beni üzdüğü halde onu görmeye gidiyor başka şehre. Eve döndüğünü ama gönülsüz döndüğünü söyleyip hayatı bana zindan ediyor. Ben anlayamadım eşim ne yapmaya çalışıyor. Bir gün iyi bir gün kötü konuşuyor. Kadınla hemen bana cephe alıyor sonra vicdan hesabı yapıyor, bana iyi davranıyor. Ondan sonra içip içip bana hakaretlere başlıyor. Bu durumda ben ne yapayım ağzımla kuş tutsam eşime yaranamıyorum. Bana elini bile sürmüyor, benden nefret eder gibi bakıyor. İşte iyi evde çok kötüyüz. Ben ne yapayım 10 yıllık yuvam yıkılmasın diye elimden geleni yapıyorum ama tek taraflı bir şey olmuyor ki. Mutlu olmak istemiyor evde son derece mutsuz bir ifadeyle dolaşıyor. Bu da benim psikolojimi bozdu. Sizce ben ne yapmalıyım? Lütfen bir çözüm bulabilir misiniz. O kadın benim canımı bana düşman ettirdi. Bu nasıl bir durum?

Bayan / 21 : Eşimle evlendiğimiz günden beri hiç anlaşamıyoruz zaten nişanlılık dönemimizde de hiç anlaşamıyorduk. Bir de üstüne ailesinin sürekli sorun yaratması bizim kavgalarımızı tetikliyor. Ben bir yıllık evliyim. Hiç kavgasız günümüz geçmiyor. Zaten eşim beni istemiyor. En küçük bir şeyde bana bağırıyor. Her fırsatta kavga çıkarıyor. Ailesiyle birlikte oturuyoruz. Evde dört kişi yaşıyoruz. Eşimin sorunları yetmezmiş gibi üstüne bir de ailesinin sürekli sorun çıkarması bizi çok yıpratıyor. Ailesinin üstüne toz kondurmuyor. Onları melek gibi görüyor. Bana yaptıkları kötülüklerin farkında bile değil. Söylememe dahi fırsat vermiyor. Üstüne kendinin ilgisizliği. Zaten cinsel hayatımız hiç yok. Beni o evde sadece hizmetçi niyetine kullanıyorlar. Çok bunaldım. Artık kendime zarar vermeye başlıyorum. 21 yaşındayım. Evlendikten sonra mide ağrılarım başladı, galiba bu üzüntüden kaynaklanıyor. Yemek yiyemiyorum. 3 hafta oldu işe başladım. Sadece evden kaçmak için onların yüzünü görmemek için. Eve hiç gitmek istemiyorum, boğuluyorum. Yardımcı olmanızı istiyorum çünkü eşim ne psikolog ne başka yardım hiçbir şey kabul etmiyor. Sorunları yaratan kendisi ama “bende bir sorun yok” diyor. Ve bunların üstüne “beni evden soğutuyorsun” diyor. Sanki bütün bunları ben yapıyorum. Bilemiyorum artık çaresizim. Çaresiz kalmak çok zor. Hiç bir şekilde oturup onunla konuşamıyorum. Bağırıyor şiddetli bir şekilde, hem suçlu hem güçlü. Yani benden robot olmamı istiyorlar galiba… 

Bayan / 33 : 9 yıllık evliyim. 2 çocuğum var, kızım 8 oğlum 5 yaşında. İkisi de okula gidiyorlar. Benim sorum; artık yoruldum. Ne çocuklarıma ne de kendime bunu yaşatmak istemiyorum. Çünkü her şey onların gözünün önünde oluyor. Yoruldum savaşmaktan, anlatamamaktan, ama düzenlerini bozmakta istemiyorum. Ayrılırsak kimde kalacaklar? Ben vermem o da vermez. Çocuklar arada kalacak. Çıkmazdayım. Şöyle söyledim; “bende kalsınlar her istediğinde gör gel ama beni, sesimi hiçbir şeyimi görme duyma”. “Olmaz” diyor. “Sen git ben yaşarım burada çocuklarımla, gündüz çalışıyorsun” diyorum. “Bulurum bir yolunu” diyor. Mantık sıfır adamda yapacak bir şeyim kalmadı. Aynı evde ayrı yaşamaya karar verdim ben de. Başka odada kalıp onu mümkün olduğunca görmeyip böyle yaşamaya. Doğru karar veremediğimi biliyorum ama ortada kaldım. Aileme geri dönebilirim hiç problem olmaz. Ama “yok sen gidersin çocuklar gelemez” diyor. Ya aklımı oynatacağım az kaldı. Ve psikologa da gidiyor. Anksiyete tedavisi görüyor. Ama yok düzelmiyor. Sizce bu aynı evde ayrı odalar ne kadar işe yarar bana bir şey söyleyin, çıkmazdayım. Teşekkür ederim. 

Bay / 35 : Eşim kafasında çok fazla kuran ve kurduklarına inanan biri. Ve haliyle bu kendine inandırdıkları aslı olamayan ve beni fazlası ile sinirlendiren şeyler. Haliyle şiddetli tartışmalara sebebiyet veriyor ve birbirimizden soğumamızı sağlıyor. Eve işimden dolayı yorgun geldiğimi göz ardı edip çocuğumla ilgilenmediğimi savunuyor ve üçüncü şahıslar annem ve kız kardeşlerimin olmadıkları halde onun kötülüğünü düşündüklerini, menfaatlerini kollamadığını ve benim de onlara düşkün ve itaatkâr olduğumu savunuyor. Bir psikologa mı yoksa evlilik danışmanına mı gitmemiz gerekir. Bulunduğumuz şehirde bu konularda ehliyetli kişiler olmadığını düşünüyor ve yardımlarınızı bekliyorum… 

Bayan / 26 : Eşim gece eve gelmediğinde nereye gittiğini söylemiyor, telefonunu kapatıyor, sabah eve geldiğinde hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Bekliyorum ki gece nerede olduğunu söylesin, söylemiyor. Bu davranışı bana karşı sevgisi saygısı olmadığı hissine kapılmama neden oluyor. Ben ondan habersiz hiçbir yere gitmem. Evdeki sorumluluklarını yerine getiren biriyim. Bence böyle davranan erkekler eşini aldatıyordur. Bu düşüncemi söylediğimde saldırganlaşıyor. “Gereğini yap” (boşan) anlamında söylüyor. Nasıl davranmalıyım? 

Bayan / 26 : Ben 26 eşim 34 yaşında. Tam bir yıllık evliyim. Eşimle evlendiğimizden beri her hafta mutlaka şiddetli kavgamız oluyor. İlk başta konular ailelerden kaynaklandı. Görüşmemeleri aramızda sorun yarattı. Senin annen, benim annem tartışması sürekli oldu. Hala alakasız bir şeyden kavga etsek de konular ailelerimize kadar varıyor. Ayrıca eşimden fazla küfür ve şiddet görüyorum. Ben de artık dayanamıyor, gururuma yediremiyor karşılık veriyorum. Hiç beni anlamıyor, her lafımdan bir mana çıkarıyor, çok bunalıma girdim. Bunu bile oturup konuşamaz oldum. Bana karşı inanılmaz saygısız ve kaba oldu. Ben saygılı davranmaya çalıştım ama gene sonuç aynı. Ben ne yapmalıyım bilemiyorum. Çok mutsuz bir evliliğim olduğunu düşünüyorum. Sürekli beni ağlatıyor. Çok ağır konuşuyor. 10 dk. geçiyor özür diliyor. Ama benim psikolojim allak bullak oluyor. Çok dik kafalı. Dövüyor, dövdüğünü bile kabul etmiyor. Sizce ben ne yapmalıyım? Bana yol gösterirseniz çok sevineceğim. Şimdiden çook teşekkürler. 

Bayan / 29 : Merhabalar, öncelikle bu hizmetiniz için teşekkürler. Sorunumu çözmeme yardımcı olursanız çok memnun olurum. Efendim ben 6 senelik evliyim ve 2 çocuğumuz var. Okulda konuşarak, anlaşarak evlendik. Ben ………’dan buraya onun için geldim. Çalışmaktan vazgeçtim, iki çocuk verdim. Ailesiyle altlı üstlü aynı binada oturuyoruz. Bu ailesi için her şeyi yapar. Bana bir kaç kez “Sen kimsin? Karı bulabilirim ama kardeş bulamam.” diye sözler sarf etti. Bunların sebebi ailesiyle anlaşamamam ve bu evden çıkmak istemem. Ve bunu da 5 senedir sürekli tekrarlamam oldu. Çünkü ailesiyle uyuşamıyorum. Zamanla anladım ki onunla da uyuşamıyorum ve bu yüzden ondan tamamen ayrılmak istiyorum. Fakat buna cesaret edemiyorum çünkü iki çocuk var ve benim ailem ayrılığa çok karşı. O kadar düşünce içindeyim ki bir gün kafayı yiyeceğim ondan korkuyorum. Bu insana bir ömür nasıl tahammül edeceğim bilemiyorum ve sizden yardım istiyorum. Saygılar!

Bayan / 30 : EŞİMLE 2002 YILINDA EVLENDİK. EN BAŞINDAN BERİ PROBLEMLİ BİR EVLİLİĞİMİZ VAR. BİR KAÇ KEZ BOŞANMANIN EŞİĞİNDEN DÖNDÜK. HATTA DAVA BİLE AÇTIK. 3 YAŞINDA BİR OĞLUMUZ VAR. EŞİMİN BENİ SEVDİĞİNDEN EMİN DEĞİLİM. AMA BEN ONU SEVİYORUM VE ELİMDEN GELENİ YAPIYORUM. ÇALIŞAN BİR EŞ OLMAMA RAĞMEN. SÜREKLİ TARTIŞIYORUZ. ONA NE SÖYLESEM BATIYOR. NASIL BİR YARDIM ALARAK BU YUVAYI KURTARIRIM. SÜREKLİ TARTIŞMAKTAN YORULDUM. VE BUNDAN ÇOCUĞUM DA ETKİLENİYOR. EŞİMLE İLETİŞİM KURMAK İSTİYORUM FAKAT O BUNA İZİN VERMİYOR. YARDIM EDERSENİZ SEVİNİRİM. İYİ ÇALIŞMALAR. 

Bayan / 36 : 10 yıllık evliyim. 1,5 yıl önce eşim başka birine tutuldu ve dolu dizgin bir aşk yaşadılar. İki çocuğumuz var ve sabrettim. 2 ay önce bana geri döndü ve “yeni bir sayfa açalım” dedi. Tabi geçen zamanda çok fazla acılar yaşadım. Neyse 2 aydır her şey çok yolundaydı ta ki 3 gün önceye kadar…yine akşamları mazeretler bulup geç gelmeye başladı. Bana karşı çok iyi ama ben bir türlü söylediklerine inanamıyorum ve bunalımın eşiğindeyim. Konuşmayı deniyorum ama “eski defterleri açmayalım artık her şey geçti” diyor. Ona inanmayı çok istiyorum ama başaramıyorum. Nasıl davranmalıyım? 

Bayan / 32 : Eşim obsesif kompulsif kişilik bozukluğu teşhisi konulmuş biri. Uzun hikayesi var. Benim problemim eşimin uzun zamandır ilaç tedavisi görüyor olması. 2 senedir cinsel isteksizliğini normal karşılıyordum ama bu arada kendi sanal alemde olsun tv’de olsun her türlü cinsel içerikli programları izliyor. Ancak bizim aramızda ilişki hiç yok. Yakınlaşmayı ben talep etsem istemiyor, dokunmamı istemiyor ama kendine çeşitli sitelerde sanalda olsa eş arıyor. Buna rağmen beni neden istemediğini sorduğumda “fonksiyonu yok” diyor. “Dr.’a git” diyorum, “gerek yok” diyor. En ufak bir rahatsızlıkta Dr.’a giden biri. Bu konuda gitmiyor. Ayrıca ikimizde sağlık sektöründe 13 yıldır görev yapmaktayız. Bu kadar içindeyken sorunluyuz. Bir kızım var etkilenmemesi için sorunu yok gibi yaşıyorum. Çalıştığımız hastaneden sadece psikiyatri den tedavi görüyor. Yaşadığımız yerde bana yardımcı olabilecek danışmanlar varsa çok memnun olurum. Cevap acil olarak bekliyorum. Şimdiden teşekkürler. 

Bayan / 31 : 9 yıllık evliyim. 8 yaşında bir oğlum ve 8 aylık bir kızım var. Cinsel hayatımız yok denecek kadar az. Kocam sanal âlemdeki porno sitelere çok bakıyor. Yakaladım çok defa, çok kızdım, çok alttan aldım ama önüne geçemedim. Bugünse bir sürü porno cd buldum dolapta. Çok sinirlendim ve boşanmak istediğimi söyledim. Küçük bir şehirde yaşıyorum. Dul olmak kolay değil. Korkularım büyük. Bir kere boşanmaya neden olarak ne göstereceğim. İnsanlara, en başta aileme ne diyeceğim? Sorular çok sorunlar büyük. Sanal olarak da olsa sürekli aldatılıyorum. Kocamın hasta olduğunu düşünüyorum. Ona nasıl yardımcı olabilirim bilmiyorum. Aile danışmanından destek almak istiyorum nereye gideceğimi bilmiyorum. Dibe vurmak üzereyim. Lütfen yardımcı olun. Lütfen görmezden gelmeyin. Bunu yakınımdan kimseye anlatamam.


Ne istiyoruz? Neden evleniyoruz? 

Mutlu, sağlıklı, huzurlu bir yaşam sürdürmek için, destek almak ve destek vermek için, sevmek ve sevilmek için, hayata karşı daha güçlü durmak için, bir aile olmak için, hayata dair iyi, kötü, güzel, çirkin her şeyi paylaşmak için evlenmeliyiz. Dahası, toplumun ve geleneksel kültürün bir dayatması olarak, artık yaşımız geldi diye değil; bir insanla güzel ve sağlam bir ilişkimiz olduğu için, onu sevdiğimiz ve ona tam güvenimiz olduğu için evlenmeliyiz. Oysa ülkemizde insanların çoğu toplumun, kültürün ve ailelerinin baskısına dayanamayarak evlenmektedirler. Mutsuzluk kaynaklarından en önemlisi budur. Sonrasında aileler devreye girerler, uygun bir kız ya da oğlan bulunur, ailelerin belirlediği kriterler gözden geçirilir ve evliliğe adım atılır. Oysa kadın da erkek de birbirlerini gerçek anlamda tanımamaktadırlar. Gençliğin vermiş olduğu deneyimsizlik, coşku ve ailelerini mutlu etmenin heyecanıyla evliliğe adım atarlar. Sonrasında zamanla tüm uyumsuzluklar ve sorunlar tek tek açığa çıkar. Eğer açığa çıkan kişilik özellikleri ve beklentiler arasında uyum varsa çift mutlu olur. Ancak çoğu zaman uyum değil uyumsuzluk açığa çıkar. Sonrasında birbirini değiştirme çabaları, ego savaşları, kontrol kurma çabaları ve gereksiz binlerce tartışma ilişkiye hakim olur. İlişki adeta egoların savaşına dönüşür, bir tür güç mücadelesi, rekabet alanı, savaş alanı olur. İşte bu noktadan itibaren ilişki yavaş yavaş erimeye ve bitmeye başlar.

Mutsuz evlilikler diyarı burası. Birbirlerine dokunacak kadar yakın ama hiç bir şey paylaşamayacak kadar uzak olan çiftlerin diyarı. İletişimi, paylaşımı çoktan yitirmiş ancak toplumsal bir şablon olarak evliliklerini devam ettirmeyi seçmiş, korkularıyla yüzleşemeyen insanların diyarı. Ve bunun bedelini ruh sağlıklarını kaybetmiş, mutsuz, kendini gerçekleştirmekten uzak insanlar olarak ödeyenlerin diyarı. Çocuklar var diye, bu saatten sonra kiminle nasıl birlikte olurum diye, kurdukları düzen bozulmasın diye, aileler ne der diye, dul bir kadın damgası yerim diye ve daha bir çok korku ve kaygıyla mutsuz evlilikler yıllarca sürer gider. Yıllarca hiç bir şey sorgulamadan, kendisini eşlerine adayan ve bunun bedelini genellikle hayal kırıklığıyla ödeyenlerin diyarı. 

İnsanların evliliklerinde bu kadar mutsuz olmalarının nedenleri üzerine mesleki yaşamım boyunca uzun süre düşündüm. Sorun neredeydi? Ailelerde mi? Toplumda mı? Kültürde mi? Yoksa insanların kendisinde miydi? Bu, yanıtlanması en zor sorulardan biriydi benim için. Yıllarca aile, ilişki danışmanlığı için bana başvuran bireylerin genel bir analizini yaptığımda ilişkilerdeki mutsuzluğu tek ve genel bir faktörle açıklamak nerdeyse imkansız. Bir çok faktör var ve her mutsuz ilişkide bir başka faktörün ağır bastığını gördüm.  

Atılan imzanın ya da bize verilen evlilik cüzdanının ilişkinin devamlılığı ve kalitesi açısından hiçbir faydası olmadığını danışanlarıma da sürekli belirtmekteyim. İlişkinin devamlılığını ve kalitesini sağlayan temel faktörler paylaşımlarımız ve aramızdaki iletişim, sevgi ve güvendir. Her insan ilişkisinde karşısındaki insanın hayatının merkezinde olduğunu hissetmek ister. Onun için anlamlı, özel, vazgeçilmez, değerli, eşsiz olduğunu hissetmek ister. Aslına bakarsanız tüm çatışmaların kaynağında da bu duyguların hissedilememesi yatmaktadır. Bazı çiftler (özellikle de erkekler) evlilik cüzdanını ya da atılan imzayı ilişkinin bir anlamda tapusu gibi algılama yanlışına düşerek ilişkinin sürekli ilgi ve çaba isteyen, beslenmesi gereken bir organizma olduğu gerçeğine gözlerini kapatmaktadırlar. Evet, ilişkilerimiz tıpkı yaşayan canlı bir organizma gibidirler. Bir bebek gibi, bir çiçek gibi beslenmeye, bakıma, ilgiye ve sevgiye muhtaçtırlar ve ancak bu şekilde gelişip büyüyebilir ve güçlenebilirler. Beklentilerimiz ve ihtiyaçlarımız sürekli kendisini yeniler. Bir kaç yıl önceki ilişkiye bakışımızla, beklentilerimizle ve ihtiyaçlarımızla şu ankiler farklılık gösterebilirler. Ve bir kaç yıl sonrakiler de bu günkünden farklılık gösterebilir. Çünkü sürekli bir değişim içindeyiz ve biz değişip geliştikçe ilişkiden beklentilerimiz de değişecektir. Bu değişime uyum sağlayabilmek için çiftlerin arasındaki bağlar sıkı örülmüş olmalı, paylaşımlar ve iletişim sağlıklı olmalıdır.

Kendilerini ve ilişkilerini beslemeyi unutmuş bir çok çiftin evliliklerini toplumsal bir şablon, görev gibi sürdürdüklerini görmekteyim. Dışarıdan bakıldığında evi olan, arabası olan, çocukları ve meslekleri olan mükemmel evli çiftler, ancak içeriden baktığınızda aralarındaki paylaşımlar azalmış, iletişimsizliğin en üst seviyede olduğu, “keşke evli olmasaydım” duygularıyla yanıp tutuşan bireyler görürsünüz. Birbirlerini aldatan, dışarıda kendilerine yeni yaşam alanları açarak evliliklerindeki mutsuzluğu ve doyumsuzluğu örtmeye çalışan, kendisini işine ya da çocuklarına adayan bireyler görürsünüz. Ve böylece yıllar akıp geçer. Sonra da her iki taraf da yaşamlarını değiştirmek ve bir şeylere başlamak için çok geç olduğu duygularıyla mutsuz evliliklerini ve düzenlerini devam ettirmeyi seçerler. 

Bu kişiler çok iyi niyetlerle ve olumlu duygularla ve belki de bir yaşam boyu birlikte mutlu olacaklarına inanarak evliliğe adım attılar. Ancak çoğunun ilişkisinde sonuç hiç de bekledikleri gibi olmadı.

Evliliğin bir oyun ya da bir macera olmadığını ve tüm yaşamınızı etkileyeceği gerçeğini kavrayarak evliliğe adım atın. Her şey yolunda görünse de eğer imkanınız varsa mutlaka “Evlilik Öncesi Danışmanlık” desteği alarak ilişkinizle ilgili çok daha fazla farkındalık kazanın. Bir uzmanın objektif değerlendirmeleri ve analizleri ilişkinizin evlilik boyutunda nasıl bir şeye dönüşeceğiyle ilgili size ciddi farkındalıklar kazandıracaktır. Böylelikle bazı olası risk faktörlerini önceden belirlemeniz ve önlemler almanız mümkün.

İlgili Makaleler

Tunç Tataker - Uzman Psikolojik Danışman
1973 Ankara doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra birincilikle girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden yine derece ile 2000 yılında mezun oldu. Psikolojik Danışmanlık alanında 2003'te Yüksek Lisans ve 2006'da Doktora programlarını tamamladı. Bir süre M.E.B. Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nde çalıştıktan sonra 2006 yılında TATAKER Psikolojik Danışmanlık Merkezini kurdu. Çalışmalarını halen Bağdat Caddesi Kadıköy İstanbul'da yer alan kendi ofisinde sürdüren Tunç TATAKER, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorum Ekle..

error: © Tüm Hakları Saklıdır