«

»

May 10

Eşim Beni Aldattı

Bir pazar günüydü…Çoğu insan gibi evimde eşim ve çocuğumla güzel bir pazar günü geçirmeyi planlıyordum. Telefonum çaldı. Arayan 45 yaşlarında bir bayandı. Sesinden çok üzgün olduğu ve büyük bir hayal kırıklığı yaşadığı açıkça anlaşılıyordu. “Tunç Bey bu gün mutlaka sizinle görüşmeliyim. Aksi taktirde eşime ya da kendime zarar vermekten korkuyorum” ifadesi üzerine onunla görüşmeyi kabul ettim. Öğleden sonrası için randevulaştık. Görüştüğümüzde o kadar karmaşık duygular içindeydi ki…Hayal kırıklığı, öfke, sevgi, kırgınlık, incinmişlik…Hepsi iç içe girmişti. Ağlayarak anlatmaya başladı. 20 yıllık güzel bir evlilikleri olduğunu, kendisini eşine ve iki çocuğuna adadığını, onların her şeyiyle bu güne kadar ilgilendiğini, deyim yerindeyse saçını süpürge ettiğini ancak bir kaç gün önce eşini başka bir kadınla birlikte yakaladığını söyledi. Adeta tüm dünyası başına yıkılmıştı. Hayatı, insanları ve sahip olduğu bütün değerleri sorgulamasına yol açmıştı böyle bir travma yaşaması. Hayat ne, evlilik ne, çocuk sahibi olmak ne? Tüm bu sorular zihninde uçuşuyordu.

Aldatılan bir kadın asla unutmaz..eğer aldatıldığı halde ilişkiye devam ediyorsa bu yaşadıklarını unuttuğu için değil, eşini affettiği içindir…ya da korku ve kaygılarından dolayı.

Aldatılan bir kadın ilk aşamada duygusal bir şok, travma yaşar. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilemez. Beyni acı çekmemesi için duygularını dondurur. Bir yanı eşine büyük bir öfke duyarken diğer yanı eşinden kopamaz, kopmak istemez. Ruhsal dengesi bozulur. Çelişkili, tutarsız ve dengesiz davranmaya başlar. Eşinin yaşadıklarıyla ilgili her ayrıntıyı bilmek, öğrenmek ister. Cinsellik yaşadılar mı? Kaç kez birlikte oldular, nasıl oldular, nerede oldular vb. Ne kadar ve ne şekilde kandırıldığını, aptal yerine konduğunu bilmek ister. Eşinin gözlerinde pişmanlığı görmek ister. Eşinin acı çekmesini ister. Canını yakmak ister. Çünkü kendi ruhu çok acı çekiyordur. Akşam boşanmayı düşünür sabah kalkar evliliğe devam etme kararı alır. Duygusal gel gitleri giderek yoğunlaşır. Bu travmayla, bu gerçekle nasıl yaşayacağını ve ilişkiye nasıl devam edeceğini bilemez. Aldatılan bir kadın için artık ilişkinin büyüsü ve saflığı bozulmuştur. Hiç bir şey eskisi gibi olmaz. Bunu bilir ama nasıl devam edeceğini bilemez. Aldatılan kadın geriye dönük eşiyle yaşadığı her şeyi sorgulamaya başlar ve zihninde soru işareti olarak kalmış her karanlık noktayı aldatılmışlık olarak algılar.

Kadın bazen eşine yöneltemediği öfkesini diğer kadına (eşinin kendisini aldattığı kadına) yöneltir. Kendisini diğer kadınla kıyaslayarak hırs, öfke ve intikam duygularıyla ilişkiye takılı kalabilir. Kadını aramak, onunla yüz yüze görüşmek istemek, kadına her anlamda zarar vermek istemek yapılan temel yanlışlardır. Çünkü bu noktada asıl odaklanmanız gereken eşinizin sizi kiminle aldattığı değil, neden aldattığı gerçeğidir.

Eşi tarafından aldatılan bir kadın ilk aşamada her şeyi yakıp yıksa da bir süre geçip sakinleştikten sonra bazı korku ve kaygıları devreye girecektir.

  • Çocuklar ne olacak?
  • Ekonomik kaygılar
  • Eyvah dul kadın mı olacağım?
  • Ailemi üzmek istemiyorum
  • Yalnızlık korkuları (bu saatten sonra kimi bulurum)
  • Başarısızlık korkuları (evliliği bitirmeyi başarısızlık olarak algılama)
  • Toplumdaki saygınlığını zedeleme endişeleri (el-alem ne der)
  • Ya eşim mutlu olursa ve ben olamazsam?
  • Ya beni ilerde bir daha aldatırsa?

…gibi pek çok farklı korku ve kaygı devreye girebilir. Korku ve kaygılarla sürdürülen bir ilişki asla gerçek ve anlamlı bir ilişki olamaz. Sadece teknik bir evlilik olarak kalır. Ben bu tür ilişkilere “MIŞ GİBİ İLİŞKİLER” diyorum. Oysa temel sorunumuz evli kalmak ya da boşanmak değil, her iki taraf için de anlamlı, sağlıklı, doyumlu bir ilişkiyi sürdürmek olmalıdır.

Aldatan Erkek

Aldatan ve eşine yakalanan bir erkek ise ilk aşamada pişmanlık ve suçluluk duygularıyla hareket eder ve bu doğrultuda tepkiler verir. Ağlamalar, eşine sarılmalar, yeminler ve sözler klasik tepkilerdir. İkinci aşamadaysa erkek öfke boyutuna geçer. Kadın duygusal açıdan ciddi boyutta yaralandığı için eşine her durumda olayı hatırlatacak tepkiler verebilir. (iğneleme, yargılama, suçlama, tartışma vb.) Erkek bu olumsuz tepkilere uzun süre dayanamaz ve karşılık olarak erkek de öfke tepkileri vermeye başlar. “Yeter artık çok fazla uzatıyorsun“, “Bu iş böyle gitmez” tarzı sözler sarf etmeye başlar. Empati yeteneği düşük bir erkekse (ki erkeklerde doğaları gereği genellikle düşüktür) eşinin ne ölçüde sarsıldığını, acı çektiğini fark etmez ve kadından bu olayı kendi içinde bir an önce unutmasını, çözümlemesini ve normale dönmesini bekler ki böyle bir beklenti asla gerçekçi değildir. Oysa yıkılan bir güvenin yeniden oluşması uzun zaman alacaktır ve erkeğin büyük çabasını gerektirir.

Bazı erkekler eşini aldatmış olmasıyla ilgili hiç bir suçluluk ve pişmanlık hissetmezken bazı erkekler de ciddi anlamda suçluluk duygusu yaşar ve ilerleyen süreçte depresyona girer. Depresyona girmesinden dolayı eşinin kendisinden beklediği güveni ve ilişkiyi onarmak için çaba göstermesi beklentisini karşılayamaz ve ilişki giderek parçalanmaya doğru gider.

Aldatma

Aldatma ilişkideki en önemli temel taşlardan olan GÜVEN taşını sarsar. Güven sevgiden bile önce gelir. Aldatma, ilişkide adeta bir deprem etkisi yaratır. İlişki binamız ciddi anlamda sarsılır ve bazen de sarsıntının şiddetine dayanamayıp çökebilir. İlişkide o güne kadar bastırılmış, üzeri örtülmüş tüm sorunların üzerinin açılmasına neden olur. Bu durum bir anlamda sağlıklıdır. Çifte sorunlarını gerçek anlamda çözümleyebilmeleri için bir fırsat sunar. Aldatma çoğu zaman ilişkide sarsıcı bir etki yapsa ve evliliğin bitmesine yol açsa da; profesyonel bir destek alındığında bir çok ilişkinin bu sarsıcı süreçten çok daha güçlü ve sağlıklı bir şekilde çıkabildiğini görmekteyim.

Ne Yapmalıyım?

Aldatma ve aldatılma sonrasında çift mutlaka bireysel veya çift olarak evlilik terapisi desteğine başvurmalıdır. Olayları akışına bırakmak ve zamanla soğuyup çözüleceğini düşünmek yapılan temel hatalardandır. Ortalık sakin görünse de bu sadece olayların üzerini örttüğünüz anlamına gelir. Asla gerçek anlamda çözümlemiş olmazsınız ve üzerini örttüğünüz duygu ve düşünceler gün gelip açığa çıkarak ilişkinizin tamamen parçalanmasına yol açabilir. Eşiniz ilk aşamada terapiye gelmeye direnç gösterse de siz bireysel olarak destek almaya başlamalı ve uzmanın yönlendirmeleri doğrultusunda süreci yönetmelisiniz. İlişkinizi ve yaşadıklarınızı uzmanın analiz ve yorumlarıyla daha gerçekçi bir şekilde değerlendirmeniz ve çözüme yönelik sağlıklı adımlar atmanız ve kararlar almanız mümkün.

Son sözüm erkeklere. Kendinizle yüzleşin, hatanızı kabullenin ve eşinize yaşattığınız derin acının farkında olun. Evlilik terapisine ve destek almaya açık olun. Eşinizi baskılayarak veya korku ve kaygılarını arttırarak onu evlilikte tutmaya çalışmayın. Önemli olan eşimizin korku ve kaygılarıyla ya da zorunluluklarla bizimle birlikte olması değil, gerçekten bizimle hayatı paylaşmak istediği için bizimle olmaya devam etmesidir. Güveni bir kez sarstınız mı bir daha yerine koymanız çok zordur. Hatta çoğu zaman imkansızdır. Bu yüzden ne yaşamak isterseniz isteyin eşinizi asla aldatmayın.

İlgili Makaleler

Tunç Tataker - Uzman Psikolojik Danışman
1973 Ankara doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra birincilikle girdiği Dokuz Eylül Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık bölümünden yine derece ile 2000 yılında mezun oldu. Psikolojik Danışmanlık alanında 2003'te Yüksek Lisans ve 2006'da Doktora programlarını tamamladı. Bir süre M.E.B. Rehberlik ve Araştırma Merkezi'nde çalıştıktan sonra 2006 yılında TATAKER Psikolojik Danışmanlık Merkezini kurdu. Çalışmalarını halen Bağdat Caddesi Kadıköy İstanbul'da yer alan kendi ofisinde sürdüren Tunç TATAKER, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yorum Ekle..

error: © Tüm Hakları Saklıdır